Mar 23

Bir zamanlar İngilizce kelimelerin bulunduğu reklam panolarına karşı sert bir tepki vardı. Hatta bu uygulamaya da konulmuştu. Ne yazık ki “değişmeyen tek şey, değişimin kendisiydi”. Günümüzde ise durum çok daha vahim. Özellikle İnternet ortamında da “dağdan indim şehre” manzaraları yaşanmakta. Daha Türkçeyi zor konuşan kişiler İngilizce konuşma çabasında. İşin tuhafı İngilizce olarak ta hiçbir şey anlaşılmamakta. (Örn:Yüxel bu photoda choq cool chıqmıshın,Türkçesi=Yüksel bu fotoğrafta çok havalı çıkmışsın). Büyük ihtimalle kendilerini İngilizce konuşuyor gibi hissediyorlar. Belki de girmek istedikleri ortam da bu tarz konuştukları için kendilerini mecbur hissediyorlar. Hiçbir zaman kendi olmayı becerememiş insanlar, başkaları olmakta çok başarılılar tabiki. Bu son zamanlarda bu insanların giyim tarzıyla da belli oluyor zaten. İnternette bir kısmı, internet dışında ise bu tip insanlar “tiki” olarak anılmakta. Bunlar yetmezmiş gibi, televizyonda çoğumuz fark etmişizdir. Bazı kelimelerin İngilizcesini öylesine benimsemişiz ki (Örn: Absurd-Saçma) duyduğumuzda hiçte yabancı gelmiyor. Ancak diğer bir taraftan da Türkçeye yeni kelimeler katılmakta gibi. Geçenlerde iki ayrı kanalda izlerken dikkatimi çekti. Program sunucusu, programın e-posta adresini sunarken (@) işaretinin okunuşu “et” iken buna “güzel a” dedi. İlk başlarda bu telaffuz bana çok itici geldi. Ayrıca bu alfabetik bir harf olmadığından, neden Türkçeye çevriliyordu? Birçok açıdan neden çevrildiğini düşündüm. Hatta orijinal ismine saygısızlık olarak bile düşündüm. Ancak internette biraz inceledikten sonra anladım ki, gelişmiş ülkelerde de bu uygulanıyormuş (Örn: İspanyollar, Portekizliler “arroba”, Fransızlar “arobase”, Amerikalılar, İngilizler “at sign”, Almanlar “at zeiczhen”, Japonlar ise “atto maak” diyorlar). Bazı kaynaklarda “Kuyruklu A” da deniliyor. Gelişmiş ülkeler buna önem veriyor. Çünkü bir ülkenin dilinin o ülkenin milli benliği olduğunu biliyorlar.

Bilelim ki milli benliğini bilmeyen milletler
başka milletlere yem olurlar.

Mustafa Kemal Atatürk

Kadir Erkan tarafından yazıldı. \\ Etiketler: ,

Şub 20

Türk Lirası

Paralarımızdan ilk önce 6 sıfır atıldı. Büyük umutlarla diğer ülkelere karşı paramızın değeri artar diye bekledik. Ancak beklenen olmayınca “B Planı” uygulandı ve YTL, TL oldu. Evet güzel oldu. Belki geç bile kalındı. Ama 3 banknotta bazı detaylar biraz düşündürücü.
Devamını oku »

Kadir Erkan tarafından yazıldı. \\ Etiketler:

Şub 07

Ayca Sen

Bir zamanlar Radyo Eksen‘de 17.00-19.00 arası iş dönüşü telefonumun radyosundan dinlerken kendimi tutamayıp kıkır kıkır güldüğüm ve diğer yolcuların beni deli zannetmesine aldırış etmeden keyifle dinlediğim kişi yani Ayça Şen ilk albümü Astronot ile hayranlarını yine şaşırttı. Şimdi hem ilk albümü hem de nasıl hayranları oluyor diye düşünenler olabilir. Gerçi Ayça Şen’i bilenler bilir ama bilmeyenler için dipnot; 1994-1997 yıllarında Number One Tv’de program yaptı. 1995-1997 yılları arasında Aktüel Dergisinde yazılar yazdı. 2001 yılında oğlu, kendi tabiriyle Kaptan Memo doğdu. 2001-2002 arasında Tempo Dergisinde yazdı. 2003 yılından bu yana Radikal Cumartesi de yazıyor. 2006 yılında Saatçi Bayırı isimli romanı yayımlandı. Radyo N101 ve Radyo Eksen’de Ayça Şen Başkan isimli programı sürdürdü. Şu sıralar Virgin Radyo’da 07.00-10.00 arası Ayça Şen Başkan Pusu isimli programı sürdürmekte… Albümün prodüktörlüğünü Mor ve Ötesi’nin bas gitaristi Burak Güven, düzenlemesini ise Vega albümlerinde de emeği olan Serkan Hökenek üstlenmiş. Albümün tanıtım partisi Beyoğlu - The Hall’de yapıldı. Ama ben gidemedim :( . Albümü dinlerken Ayça Şen’in kendine özgü ses tonu ve samimi üslubu ile aynı yazılarında ve programlarında olayları mizahi anlattığı gibi şarkılarında da bunu hissetmek mümkün.  Albümdeki parçalar;

Devamını oku »

Kadir Erkan tarafından yazıldı. \\ Etiketler: ,

Page 2 of 3«123»