
Bir zamanlar ruh güzelliği saçmalığını ciddiye alıp savunurdum. Tabiki o zamanlar çocuktuk ve her söylenene inanıyorduk. Ancak bu harf oyunundan zamanla bir ikilem yaratılmış gibi.
Bazı erkekler, ruh güzelliği arayışında fazla ısrarlı olup, kendi ruhsal dengesini bozabiliyorlar. Çoğunlukla aradığı bayanın kendisini bulacağına inanır. Tesadüfen biri onu bulur. Ancak ne acıdırki bu erkeklerle birlikte olanların çoğu ruhsal çöküntüde olan bayanlardır. Bu erkekler için “Önemli Olan Ruh Güzelliği” dir. Kimbilir belki bu ruhani saçmalığı, çirkin ördek yavrusu denilen kızlar çıkarmış olabilir.
Bazı erkekler ise sadece bedensel açlıkları nedeniyle, oldukça güzel ve seksi bayanlarla, ismini bile bilmeye gerek duymadan tek gecelik aşklar yaşarlar. Bu erkekler içinse “Önemli Olan Rus Güzelliği” dir. Ancak pek umursamazlar. Hangi ülkeden olursa olsun, önemli olan bayan olmasıdır. Çünkü onu elde etmek için herhangi bir engel yoktur. Aşk hayatı tabiki bu iki örnek üzerinde gelişmiyor. Fakat iş hayatında da buna benzer bir kural söz konusu. Örneğin, iş ilanlarında “Prezentabl eleman aranıyor” diye bir tanım vardır. Yani istediğiniz kadar iyi, yetenekli v.b özellikleriniz olsun, dış görünüşünüz daha önemlidir. Çünkü sizi tanımayan biri ilk intibayı konuşmadan önce sadece dış görünüşünüze göre değerlendirir.
Bir zamanlar İngilizce kelimelerin bulunduğu reklam panolarına karşı sert bir tepki vardı. Hatta bu uygulamaya da konulmuştu. Ne yazık ki “değişmeyen tek şey, değişimin kendisiydi”. Günümüzde ise durum çok daha vahim. Özellikle İnternet ortamında da “dağdan indim şehre” manzaraları yaşanmakta. Daha Türkçeyi zor konuşan kişiler İngilizce konuşma çabasında. İşin tuhafı İngilizce olarak ta hiçbir şey anlaşılmamakta. (Örn:Yüxel bu photoda choq cool chıqmıshın,Türkçesi=Yüksel bu fotoğrafta çok havalı çıkmışsın). Büyük ihtimalle kendilerini İngilizce konuşuyor gibi hissediyorlar. Belki de girmek istedikleri ortam da bu tarz konuştukları için kendilerini mecbur hissediyorlar. Hiçbir zaman kendi olmayı becerememiş insanlar, başkaları olmakta çok başarılılar tabiki. Bu son zamanlarda bu insanların giyim tarzıyla da belli oluyor zaten. İnternette bir kısmı, internet dışında ise bu tip insanlar “tiki” olarak anılmakta. Bunlar yetmezmiş gibi, televizyonda çoğumuz fark etmişizdir. Bazı kelimelerin İngilizcesini öylesine benimsemişiz ki (Örn: Absurd-Saçma) duyduğumuzda hiçte yabancı gelmiyor. Ancak diğer bir taraftan da Türkçeye yeni kelimeler katılmakta gibi. Geçenlerde iki ayrı kanalda izlerken dikkatimi çekti. Program sunucusu, programın e-posta adresini sunarken (@) işaretinin okunuşu “et” iken buna “güzel a” dedi. İlk başlarda bu telaffuz bana çok itici geldi. Ayrıca bu alfabetik bir harf olmadığından, neden Türkçeye çevriliyordu? Birçok açıdan neden çevrildiğini düşündüm. Hatta orijinal ismine saygısızlık olarak bile düşündüm. Ancak internette biraz inceledikten sonra anladım ki, gelişmiş ülkelerde de bu uygulanıyormuş (Örn: İspanyollar, Portekizliler “arroba”, Fransızlar “arobase”, Amerikalılar, İngilizler “at sign”, Almanlar “at zeiczhen”, Japonlar ise “atto maak” diyorlar). Bazı kaynaklarda “Kuyruklu A” da deniliyor. Gelişmiş ülkeler buna önem veriyor. Çünkü bir ülkenin dilinin o ülkenin milli benliği olduğunu biliyorlar.
Bilelim ki milli benliğini bilmeyen milletler
başka milletlere yem olurlar.Mustafa Kemal Atatürk













